Page 39 - Sosyal_Toplumsal_HBV
P. 39





uygulamalarda yazılı olma şartı yok. Ancak bunu hastane kendisi ya da hekim kendisi bir
şekilde uygulamak isteyebilir.

Bu üçgen içerisinde biz ne yapacağız? Hastalar bize geldiğinde hasta ile muayene sıra-
sında konuşurken Hepatit B tanısını acaba yanındaki hasta yakınlarını dışarı çıkarıp söyle-
yelim mi? Buna hiç gerek yok. Hastane bir kere içeri girerken hasta kabul sözleşmesinde
hastaya yakınının adını sormak zorundadır: “Kime yetki veriyorsunuz?” Ve polikliniğe sa-
dece o kişi girebilir. Bu olmadığı takdirde hekim içeri kalabalık bir şekilde gelen hastaya
“yanınızda kimin kalmasını istiyorsunuz?” diye sormalıdır. O kişi hastanın yanında kalır,
diğerleri dışarda bekler. Buna hasta karar verecektir ve o izin verdiği sürece mahremiyetini
de o kişi ile beraber düşüneceğiz.
Borçlar kanunu 2012 tarihinde değişti ve bu sözleşmenin kurulması eski borçlar kanunun-
dan çok çok farklı hale getirildi. O yüzden bu borçlar kanuna göre bizim artık sağlık yöne-
timinde yeni düzenlemeler yapmamız özellikle aile hekimliği sisteminde, kurum hekimliği
sisteminde bunlara dikkatli yaklaşmamız gerekiyor. Çünkü burada sözleşmenin kurulma
anı hüküm anı biraz daha farklı bir noktaya geldi. Hekim yüksek özen göstermek zorunda-
dır. Kime, ne zaman, nerede, neyi yapacağız, nasıl söyleyeceğiz, bir tetkikin devamını nasıl
aktaracağız, bu kişiyi işe alacak mıyız, almayacak mıyız? Hepatit B taşıyıcısı olan bir kişiyi
işe alıp almamaya bir işveren karar vermiyor. İşe almadan önceki sağlık muayenesinde
bir hekim karar veriyor, ‘bu kişi çalışabilir’ raporu veriyor. Ancak çalışabilir raporu aldıktan
sonra o işyerinde işe uygun olup olmadığına da işyeri hekimi karar veriyor. Orada işyeri
hekimi bu kişiyi yani hepatit B taşıyıcısı olan kişiyi bu iş için uygun görmeyebilir. O zaman
çalıştırmaz, bu bir etik değerdir, hekimin sözleşmeye uygun davranmasıdır. Bunu yapmadı-
ğı takdirde ve bir başka problem çıktığında işyeri hekiminin burada bu bilgiyi atlaması, bu
bilgiyi kullanmaması, o zaman işyeri hekimliği çalışmasına aykırı davranması söz konusu
olabilir. Olur demiyorum bakın olabilir diyorum. Özen yükümlülüğü borçlar kanununda
eski 390. maddede “mutlak sonuca ulaşmak yani iyileştirmek değil ama başarılı olmak
için her türlü gayret ve çabayı göstermek” şeklinde ifade edilmekte idi. Kimdir bu gayret
ve çabayı gösterecek, nasıl bir gayret ve çaba gösterilecek. Bunlara birileri karar verecek.

Yeni kanunda ise (Madde 506) şöyle ifade edilmektedir: “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa
etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün
mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir”. O zaman insan sağlık gücü içe-
risinde hekim ve hekim dışı sağlık çalışanları olarak insan gücü belirlenmiş. Bunları biz
ona göre değerlendiriyoruz. Hastalar kimin nerede nasıl hizmet verdiğini bilecekler. Eğer
bir hemşire kan takımı sırasında yanlışlıkla hastaya hepatit B bulaştırırsa yani o hepatit
B’li bir çalışanımız ise o takdirde “bu işi neden bizzat ifa etmeyip o kişiye verdiniz” sorusu
gündeme gelebilir. Burada hukuk bize yardımcı oluyor, diyor ki: “basiretli bir hekimin gös-
termesi gereken davranışı gösterin”. O zaman ben işyerimde çalışanların nasıl çalışması
gerektiği, eğer bu kişiler hepatit B taşıyıcısı iseler nasıl çalışmaları gerektiği konusunda
basiretli bir yönetici, basiretli bir idareci, basiretli bir hekim gibi özen gösterip ona ait


» 39
   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44