alkol
Alkolün insanoğlu tarafından keşfi oldukça eskidir. Kullanım yaygınlaştıkça ve zararları hakkındaki tecrübeler artıkça yapılan uyarılar ve önerilen tedbirler de sırayla tarihteki yerini almaya başlamıştır.

Alkolün zararları hakkında bilinen tarihi uyarılar mevcuttur. Mesela;

  • İmparatorlukların çökmesi yöneticilerin aşırı alkol kullanmasına bağlanmıştır.
  • Aristo ve Hipokrat sarhoşluğu yerden yere vurmuştur.
  • Plato 18 yaş altında içki kullanılmamasını söylemiştir.
  • 11. yüzyılda Bizans sarayında bir hekim aşırı içkinin karaciğerde inflamasyon yaptığını tespit etmiştir.

2005 yılındaki WHO raporuna göre Dünyadaki hastalıkların % 4’ünden, ölümlerin ise % 3,2 sinden alkol sorumludur. Gelişmekte olan ülkelerde sağlığı bozan risk faktörleri sıralamasında alkol birinci sırada yer almaktadır.

 

Epidemiyolojik bir çalışmaya göre toplumda alkol kullanımında nüfus başına her 1 litre artış alkol cinsine bağlı olmaksızın siroz sıklığına erkeklerde % 14, kadınlarda % 8 artışa neden olmaktadır.

Dünyada ve ülkemizde alkollü içkilerin çeşidi ve kullanımı artış göstermektedir. Buna karşılık alkolün yaygın olarak kullanıldığı batı ülkelerinde ise az da olsa kullanımda bir düşüş trendi görülmektedir.

WHO’nun 53 ülkede yürüttüğü bir çalışmaya göre, Türkiye alkol kullanımı en düşük, alkole bağlı trafik kazasının en çok görüldüğü ülkedir.

Avrupa komisyonu raporuna göre saf alkol tüketimi Türkiye’de nüfus başına 1998 de 0,49 iken 2004’de 1,48 lt’ye çıkmıştır.

Türkiye de alkollü içecek tüketimi 2006 yılında 968,9 milyon litreye yükselmiştir. Genç nüfusta alkol kullanım yaygınlığı (en az bir kez kullanım dahil) % 42,6 ya çıkmıştır. Düzenli alkol kullanımı ise % 20,5 dir. ( TUBİTAK 2003)

1995 yılında yapılan ruh sağlığı profili araştırmasında alkol bağımlılığı yaygınlığı % 0,8 dir. ( Erkeklerde % 1,7, Kadınlarda % 0,1 )

OECD raporuna göre ülkemiz alkolik olma riski taşıyan kişilerin oranı 2004 de % 3’e yükselmiştir.

Yapılan araştırmaya göre insan sağlığı üzerinde en büyük akut hasarı çok içme / çok hızlı içme ( Binge drınking ) yani iki saatte 4-5 kadehten fazla içmenin yol açtığı anlaşılmıştır. Bu hasar; beklenmedik ölüm, şiddet eğilimi, genç erişkin ve adolesanlarda intihar girişimi olarak özetlenebilir. Çok fazla içme ise alkol bağımlılığı, karaciğer sirozu, kardiyovasküler hastalıklar, pankreatit, demans, iktidarsızlık, kadınlarda adet düzensizliği, anne karnındaki bebeğin olumsuz etkilenmesi, erken yaşlanma gibi hastalık ve olumsuzluğa yol açar.

Ayrıca evliliklerin bozulması ve boşanmalara neden olur. ( 2006 TUIK araştırmasına göre ülkemizde boşanmaların % 12,2 sinin resmi sebebi alkol ve kumardır.)

“ALKOL SORUNLARI unutmanın ya da çözmenin aracı değil, sorunların kaynağıdır.”

Dünyada ki

Cinayetlerin % 85’i
Tecavüzlerin % 50’si
Şiddet olayların %50’si
Ölümcül trafik kazalarının % 65’i
Aile içi kavga ve geçimsizliklerinin % 70’i
Sonradan olan akıl hastalıklarının % 60 oranında etkili unsuru ya da nedeni ALKOL dür.

ALKOL; önlenebilir ölüm ve yaralanmaların üçüncü temel nedenidir.

Dünya sağlık örgütünün beş etik ilkesi vardır.

  1. Tüm insanlar, kazalara, şiddette ve alkol tüketiminden kaynaklanan diğer olumsuz sonuçlara karşı korunan bir aile, toplum ve çalışma hayatı içerisinde yaşama hakkına sahiptir.
  2. Tüm insanlar, erken yaşlardan başlamak üzere, alkol tüketiminin sağlık, aile ve toplum üzerindeki etkileri hakkında geçerli tarafsız bilgiler ve eğitim alma hakkına sahiptir.
  3. Tüm çocuklar ve ergenler, alkol tüketiminin olumsuz sonuçlarına ve mümkün olduğu ölçüde alkollü içecek reklamlarına karşı korunan bir ortamda büyüme hakkına sahiptir.
  4. Tehlikeli ve Zaralı düzeylerde alkol tüketen tüm insanlar ve bu insanların aile mensupları, erişebilir tedavi ve sağlık hizmetlerinden istifade etmek hakkına sahiptir.
  5. Alkol tüketmek istemeyen ya da sağlık veya başka nedenlerle alkol tüketmesi mümkün olmayan tüm insanlar, içki içmeye teşvik edici veya zorlayıcı baskılara karşı korunma ve içki içmeme tutumları ile ilgili olarak desteklenme hakkına sahiptir.

Türkiye de alkolle uğraşan 10 merkez vardır. 3’ü özel, 7’si devlete bağlıdır.

Türkiye de self-help grupları yok denecek kadar azdır. Al-anen, Al-ateen Türkiye de yoktur. AA ( Anonim alkolikler ) 5 ilde aktiftirler. Yeşilay önlemede primer rol oynamaktadır.

AB uyum gereği alkol politikası hazırlanılması gerekmekte olup, Sağlık Bakanlığı çalışması olmasına rağmen henüz bir alkol politikamız bulunmamaktadır.

Türkiye de trafikteki hukuki durum; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 48/5 maddesi ile düzenlenmiştir. Ulusal BAC (Blood Alcohol Concentration) limiti bir litre kanla yarım gram alkole eşit olan, 0,50 promil olarak belirlenmiştir. Ve trafik cezaları mevcuttur.

Avrupa Birliğinde alkol kontrolü ise lll-1 89/552 EC Direktifi /Md.15 ile düzenlenmiştir.

Alkollü içkiler reklamlarının bağlı olacağı ölçülere yer verilmiştir. Bunlar;

  • Küçükler hedef alınmamalı ve özellikle küçükler içki içer halde tasvir edilmemelidir. • Alkol tüketimi ile fiziksel performans veya araç kullanma arasında bağ kurulmamalıdır.
  • Alkol tüketiminin cinsel gücü arttırdığı imajı oluşturulmamalıdır.
  • Alkolün tedavi edici özellik taşıdığı veya kişisel problemleri çözücü ve yatıştırıcı olduğu iddia edilmemelidir.
  • Aşırı alkol tüketimi teşvik etmemelidir.
  • Yüksek alkol içeriğinin içkilerin kalitesini gösterdiği vurgulanmamalıdır.
  • Hiç kimse kamuya açık sokak cadde veya karayollarında sesli bir taşıtın kullanılması yahut el ilanlarının dağıtılması vasıtasıyla alkollü içkilerin reklamını ya da satışını yapamaz.

Sonuç olarak;

Alkol önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir.
Alkolik karaciğer hastalığının (presirotik evrede) doğal seyrini belirleyen en önemli faktör, alkol kullanılmasına devam edilmesi ve tüketilen toplam alkol miktarıdır.
Kadınlarda 10gr, erkeklerde 20gr sınır kabul edilmektedir.
Altta yatan kronik hastalıklar, kofaktörler, alkolün cinsi ve biçimi önem kazanmaktadır.
Toplumun yapısı – ekonomik durumu ve bazı yasal önlemler kullanmada etkili olmaktadır.

Görüyoruz ki kullanımı gittikçe artan alkol tüketimi küçük yaşlara doğru inmektedir.

Bir devlet politikası gerekmektedir. Avrupa Uyum Yasaların gereği de alkol politikalarına ihtiyaç vardır. Özendirici etkilerini ortadan kaldırmak birtakım düzenleyici kurallar getirmek gerekmektedir. Neden mi? Çünkü; toplumda ölümleri azaltmak, şiddeti önlemek, trafik kazalarını asgariye indirmek, alkollün yarattığı toplumsal kaosu, uyuşukluğu, kuralsızlığı, negatif yaşamı, hastalıkları, sevgisizliği ortadan kaldırmak-sağlıklı-mutlu-saygın-sevgi dolu hayatı inşa etmek zaruridir.

İnsanca ve çağdaş yaşamak için;
TAPP bu ihtiyaçtan doğmuştur. Ülke politikalarına fikir beyan etmek, halkı farkındalık yaratarak uyarmak- eğitmek, yanlış bilinenleri doğrularla yer değiştirmek, saygılı nesiller yetiştirmek, yaşam düzeyi yüksek bir toplum oluşturmak için. (Türk karaciğer vakfı bu oluşumun içinde yer almıştır ).

Tüm bu pozitif bilinçten hareket ederek yeni yıla girerken nasıl eğlenilmesi gerektiği farkındalığından hareketle;

  • Uyuşarak insanlığı rahatsız etmemek, dostları küstürmemek
  • Trafik kazalarına uyuşarak neden olmamak ölümleri tetiklememek
  • Şiddet yolunda toplumsal kaosu bozmamak
  • Ekonomik ve sosyal yaralara yol açmamak
  • Sağlığımıza zarar vermemek
  • Sağlık-huzur - neşe içinde - dostluk mayası ile - sevgi ile – yeni yıla girmek toplumsal arzu ve gerekliliktir.

Dr.Necmi Sınanmış
Türk Karaciğer Vakfı 2.Başkanı

1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Beğeni 4.17 (741 Oy)